Tarihi Algı!


  Tarihimizi nasıl algılarsak geleceğimizi de algıladığımız şekilde inşa ederiz. Gelecek kuşaklara bize  öğretilen mirası bırakırız. Bu mirasın da sağlam temellere oturması ve doğru yorumlanması gerekir.
  İlkokul sıralarından itibaren geleceğimize yön verecek çocuklarımıza tarihimizi, atalarımızın yapmış oldukları savaşları; fetihleri, bozgunları şaşalı bir şekilde anlatırız. Çocuklarımız okullarında, tarihimizi: Savaşmayı, ölmeyi öldürmeyi hareket noktası alan bir bilinçle öğrenir. Çocuklarımızın bilinç altlarına şiddeti yerleştirerek, hayatta var olabilmenin tek yolunun savaşmak olduğu yanlış varsayımını yerleştiririz. 
Tarihten ders çıkarmalıyız derler, evet hangi çıkaracağımız dersle? 

Asıl tartışılması gereken konu: Tarihten bunları mı öğrenmeliyiz? Şüphesiz ki bu bilinçle yetişen toplum günümüzün gereksinimlerine cevap veremez. Gündelik yaşamlarında bile şiddetle bütünleşir hale gelirler.  Çünkü bilir ki ‘’Benim insanlara kendimi kabul ettirebilmemin yegane yolu şiddete başvurmak.’ 

  Oysaki yaşadığımız topraklara ‘Uygarlık Beşiği Anadolu’ derler. İşte bu sözler bizim tarihi nasıl yorumlamamız gerektiğini apaçık ortaya koyuyor. Yaşadığımız topraklar bizlere: Hacı Bayram Veliler, Hacı Bektaşi Veliler, Mevlanalar, Yunus Emreler ve adı geçmeyen nice yüce gönüllü aydınları armağan etmiştir.
Bu insanlar bize neyi anlatır? Neyi söyler? 
Bunları ne kadar biliriz? En önemlisi  de tüm bu insanların öğretileri, buluşları  eğitim sistemimizde ne kadar yer alır? 

  Tarihimizi sevgi ve hoşgörü temelleri çerçevesinde yeniden ele almamız gerekir. Geçmişimizin ve bugünümüzün en önemli sorunlarından biri olan şiddet hastalığından kurtulabilmenin yolu sevgi, hoşgörü ve barışı zihinlerimize yaymak ve onları yaşatmaktır. 

  Uzun lafın kısası gelecek nesillere aydın bir ülke bırakabilmek için sevgi ve hoşgörüyü çocuklarımıza öğretebilmeliyiz. Tarih bunun için güzel bir alan neden olmasın?

Category:
Paylaş
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...